Ehliyet(Sürücü Belgesi) Yenileme Ocak 2016

IMG_7105

Ocak 2016 itibariyle yeni ehliyetler ülke genelinde dağıtılmaya başlandı, haberleri sık takip eden biri olarak yakın zamanda ben de ehliyetlerin yenilendiğini gördüm haliyle. Öncelikle şunu belirteyim; eski ehliyetler ocak 2016’dan itibaren 5 yıl daha geçerli olacak, fakat 5 yıl sonunda yeni ehliyet başvurusu yapma zorunluluğunuz var yoksa ceza kaçınılmaz olur. Ben biraz erken davrandım, gerek eski ehliyetteki tahribattan gerekse biraz garanticiyim o yüzden. 🙂

Lafı fazla uzatmadan beş aşamada ehliyeti nasıl yenilediğime geçeyim;

1)Randevu Alma: Öncelikle Buradan(Sürücü Randevu Sistemi) randevu almanız gerekiyor, ben Bahçelievler Emniyet Müdürlüğü’nü tercih ettim ve yaklaşık 10 gün sonraya randevu bulabildim.

2)Biometrik Fotoğraf: Emniyette 2 adet, sağlık raporunda 1 adet kullanmak üzere biometrik arka fonu beyaz olan yeni fotoğraf çekinmeniz gerekmekte. 6 Adetini 15 liraya her fotoğrafçı çekiyor.

3)Sağlık Raporu: Bunun için eskiden 45 lira gibi bir ücret öderdik özel polikliniklerde, artık aile hekimi sürücü sağlık raporunu ücretsiz veriyor. Çekindiğiniz fotoğraflardan birini alıp sağlık ocağına yani aile hekiminize gitmeniz gerekiyor(biometrik fotoğraf, rapora yapıştırılıyor), aile hekimi kıllık yapmaz ise bir çırpıda raporunuzu veriyor. Öncelikle uzaktan yazıları okumanızı istiyor. Şüphelenirse göz doktoruna gitmenizi isteyebilir, bunun gibi 7 farklı bölüm daha var. Bu bölümler devlet hastanesinde bile bölüm başı 50 lira gibi bir ücreti var. Aile hekimi hiçbir şeyden şüphelenmedi, herşey harika raporu yazdı ve beş kuruş para ödemediniz buraya kadar herşey harika. 😉

4)Ehliyet Ücreti: Ödemeyle ilgili internette çok fazla haber okudum, ehliyet yenilemeden önce emniyet sizden iki farklı ücret alıyor aslında. Birincisi 13 lira, bu para hazineye gelir olarak gidiyor. İkincisi 2 lira, bu da Türk Polis Vakfı’na bağış olarak gidiyor. Bir çok bankada birinden biri yatırılamıyor, internetteki kaynaklar da yanlış deneyimime göre. Gideceğiniz ilk banka Halkbank olacak, bu iki ücreti de tek seferde yatırabiliyorsunuz. Bankacı size 3 adet dekont verecek, ikisini emniyetteki memura teslim edeceksiniz. Siz ne olur ne olmaz hepsini yanınıza alın.

5)Nüfus Cüzdanı: Bu konu çok önemli, yanınızda eski ehliyetiniz var diye sakın nüfus cüzdanınızı getirmemezlik yapmayın, emniyete giderken yanınızda nüfus cüzdanınızın önlü arkalı fotokopisini ve eski ehliyetinizi almayı unutmayın.

Randevu günü randevunuza yarım saat erkenden gidip emniyetteki parmak izi bölümünden parmak izinizi almanız gerekiyor, son 5 yılda ehliyet aldıysanız parmak izi vermiyorsunuz sadece onaylama yapıyorlar ve bir kağıt veriyorlar. O kağıdı da alıp işlemlerinizi sürücü belgesi bölümünden başlatıyorsunuz. Memur iletişim bilgilerinizi onayladıktan sonra 15-20 gün içinde ehliyetinizin postayla evinize geleceğini söylüyor. Eskisi gibi gidip almıyorsunuz ve ehliyetiniz Ankara’da basılıyor. Bana 6 günde ulaştı, emniyet kedi olalı bi fare yakalamış bu sefer. 🙂 Evde olmazsanız ehliyetiniz en yakın PTT binasına bırakılıyor. Bu arada yeni ehliyetiniz 83 farklı ülkede geçerli olacak bundan sonra bu bilgiyi de ekleyelim. Ayrıca ehliyetiniz gelene kadar size 15 gün geçerli geçici ehliyet evrağı teslim ediliyor. Yeni nüfus cüzdanları da bu ayarda olacak bildiğim kadarıyla, para cüzdanına sığmadığı için nüfus cüzdanı taşımayan bizler ülkemizdeki yeni gelişmeleri merakla bekliyoruz… 😉

Share on FacebookTweet about this on Twitter

Yaz Tatilim 2015 #Gezdimyazdım

IMG_2820

Her sene yıllık iznimi çalıştığım sektör sebebiyle yaz sezonuna denk getiremiyordum, bu sene bölgem değişmişti ve yazın yıllık izin yapmanın keyfini çıkarmak için şehirdışına çıkmaya fırsat bulmuştum. İlk etapta Marmaris planı vardı, akabinde de Zeytinli Rock Festivali’ne katılacaktım. Fakat bazı olumsuzluklar sebebiyle Marmaris planını askıya aldım ve Balıkesir’e erkenden gitmeye karar verdim. Altınoluk’da Halam, Güre’de Amcam, Ayvalık-Altınova’da Annem’in kuzeninin yazlıkları olması sebebiyle onları da ziyaret ederim kafasıyla yola koyuldum.

Arkadaşım Deniz’in arabasıyla yola çıktık, o da Akçay’a yazlıklarına gelecekti, Zeytinli Rock Festivali’ne hem beraber gidecek hem de o zamana kadar beraber vakit geçirecektik. Aklımızda yolda gelirken sürekli Kaz Dağları’nı gezmek Hasan Boğuldu Şelalesini ziyaret etmek vardı tabi ki. Kazdağları ve Hasan Boğuldu Şelalesi turu yazıma bu linkten ulaşabilirsiniz.

IMG_2824 IMG_2823

Akçay’a geldikten sonra ilk durağım Ayvalık-Altınova’daki Annem’in kuzenini ziyaret etmek oluyor. Daha güneyde olduğu için suyu daha sıcak, plajı kumlu olduğu için denizi biraz bulanık olabiliyor. Altınova diğer bölgelere göre biraz daha bakir kalmış, daha sakin ve ulaşım biraz daha sıkıntılı. Söylemeden edemeyeceğim bu bölgeye ilk defa gelen biri olarak daha güzel bir deniz bekliyordum doğrusu.

IMG_2825

Daha sonraki durağım ise Altınolukta yazlığı bulunan Halam oldu, sağolsun kendi evlatları gibi baktılar. 🙂 Alınoluk bu bölgede gördüğüm en iyi denize sahip diyebilirim, plajı komple küçük çakıllardan oluşuyor, suyu duru ve açıldıkça kum oluyor, kıyıda su bulanık ve sığ değil hemen derinleşiyor, bu da keyif veriyor haliyle. Altınoluk’a gideceklere tavsiyemdir sahilin en sonunda bulunan Şahindere Kanyonu’nda denize girmeleri, hem daha da temiz hem daha sakin. Ayrıca Özdemir Beach kısmında çok güzel bir de iskeleleri mevcut.

IMG_2833

Hasan Boğuldu Şelalesi turunu tamamladıktan sonra tekne turu yapmaya karar vermiştik, iş yerinden Ümit arkadaşım da yıllık iznini bu bölgede yapıyordu hemen aradım haliyle. Kuzenimin oğlu da bize eşlik etti ve çok güzel bir tur oldu. Bu tura 45 liraya katılabiliyorsunuz ve öğle yemeği dahil. Normal şartlarda 6 koy gezmemiz gerekirken kötü hava şartlarından etkilenmemek için 3 koy gezmek zorunda kaldığımız söylendi. Her koyda 1.5 saat geçirdik. Akçay İskele’den saat 11:00’de hareket ediyoruz…

IMG_2834

İlk durağımız Arthur Güvercinlik Koyu’ydu, tekneden atlamanın eğlenceli olduğunu görüyorsunuz. Depderin koylarda buz gibi suyun keyfini çıkarıyorsunuz. Daha sonra Tavşan Adası ve adını unuttuğum bir koya daha uğradık.

Tekne turu boyunca teknede dj’imiz Ozan yarışmalarla ve hareketli parçalarla ortamı eğlenceli kılmaya çalışıyor.

IMG_2836

Turda tanıştığımız Hasan Abi’miz ve oğluyla bir kare. 🙂

 

IMG_2849

IMG_2835

 

Öğle yemeğinde masamızı Ege balığı olan papalina süslüyor. Menüde sadece tabaktakiler ve sınırsız ekmek mevcut, içecek ekstraya giriyor. 🙂

IMG_2837

 

Son derece keyifli geçen tekne turumuzu 18:00 gibi Akçay İskele’de tamamlıyoruz.

Tekne Turundan sonra Altınolukta 2 gün daha geçirip bir sonraki durağım toplamda 5 gün sürecek olan Zeytinli Rock Festivali oluyor. Festivalle ilgili yazıma bu linkten ulaşabilirsiniz.

Share on FacebookTweet about this on Twitter

Kazdağları (ida dağları) Hasan Boğuldu Şelalesi Gezisi #gezdimyazdım

Kazdağları Hasan Boğuldu Şelalesi’ne gitmeden önce mütevazi bir kılavuz arıyorsanız bu blog ilginizi çekebilir.Arkadaşım Deniz’le kısa zamanda Zeytinli Rock Festivali sayesinde tanışmış, festival öncesi yolda gelirken bu geziyi yapmaya karar vermiştik.

Deniz’le yoğun bir araştırma sonucu Kaz Dağları Tur’un şelale turu yaptığını gördük. Akçay’a vardığımız gün hemen akşamdan rezervasyonumuzu yapıp ertesi sabah heyecanla yola koyulduk. Akçay Merkez’de bulunan Kazdağı Tur’un ofisine geldik, hareket saati ise 10:00, 15 dakika önceden ofiste bulunmanız gerekiyor. 70 Lira karşılığında bu tura katılabiliyorsunuz ve akşam 19:00’a kadar sürüyor, öğlen yemeği de dahil. 10 Kişilik üç ayrı jeeple yola koyuluyoruz…

IMG_2826

Tur süresince şoförümüz Esat Bey bize aynı zamanda rehberlik de etmekteydi, Esat Bey’i övmeden edemeyeceğim doğrusu. Son derece bölge hakkında iyi bi bilgiye sahip ve sorduğumuz her soruyu bıkmadan usanmadan cevapladı doğrusu, aynı zamanda bu bölgenin yerlisi.

İlk durağımız Hasan Boğuldu Şelalesi, iki bölümden oluşuyor diyebiliriz. Bir bölümü şelale olan kısmı, diğer tarafı ise Hasan Boğuldu Gölü olarak geçiyor ve yukarıda kalıyor. Hasan Boğuldu Gölü’nün suyu daha soğuk, tepelere daha yakın olduğundan olsa gerek. Su sıcaklığı 5 derece gibi bir şeydi sanırım. Tabi Erdem bu fırsatı kaçırır mı? Hemen atladık… Suya atladığınız gibi vücudunuzun en ufak noktasında bile yanmayı hissedebiliyorsunuz, 30 saniyeden fazla dayanmak ne mümkün? Hemen coğrafya bilgimizi burada konuşturalım, hem gölde hem aşşağıda kalan şelalede su derinliği 5 metreden fazla, lisede gördüğümüz “dev kazanı” olayı olsa gerek. Şelale ile göl arasında ise çok güzel piknik masaları var, ayağınızın altından buz gibi su akarken siz pikniğinizi yapabiliyorsunuz. Keşke zaman olsa da şurada bir rakı-balık yapsam diye içinizden geçiriyorsunuz tabiki.

 

IMG_2838

Şelaleye giriş yapıyoruz, şelale yükseliği kadar yüksekliği bulunan köprüden geçiyoruz. Fotoğraf çekinmek için harika! Şelalenin iki girişi mevcut, biz  yaz ayları daha sakin olan 1300 yıllık Görük Köyü’nden geçerek şelaleye ulaşıyoruz. Diğer yol ise Zeytinli Köyü’nden geçiyor ve daha düzgün bir yol. Bizim gittiğimiz yolu normal aracınız varsa tavsiye etmiyorum çok bozuk ve aracınıza zarar verebilir.

IMG_2827

Ve Hasan Boğuldu Şelalesi, göl kısmına göre suyu daha sıcak ve alıştıktan sonra üşümüyorsunuz ve yüzmek sorun olmuyor. Derinlik az önce de dediğim gibi 5 metreden fazla, ne kadar atlasam da dalsam da dibine değemedim.

IMG_2828  IMG_2832

Burası da Hasan Boğuldu Gölü, hemen az yukarısında yer alıyor suyu gerçekten çok soğuk. Biraz fazla kalırsanız hipotermiden gidersiniz. 🙂 Vücudumun yanmasını şuan bilgisayar başında hissedebiliyorum o an aklıma geldi. Şelaleden bu kısma gelirken doğal ürünler satan teyzeler amcalar da var, tabi piknik masaları da var sağlı sollu.

Filmlere şiirlere konu olan Hasan Boğuldu efsanesi;

Emine ile Hasan birbirlerini sevmişler ve evlenmeye karar vermişlerdi. Hasanın annesi evine bir can yoldaşı geleceği için sevinmişti. Fakat Emine’nin ailesi, obada hiçmi kendine uygun delikanlı bulamadığını, ovalının obada yaşayamayacağını söyleyerek karşı çıkmışlardı. Emine ısrar edince, Hasanın kırk okka ( altmış kilo ) tuzu sırtında obaya çıkarabilirse yiğitliğini göstereceğini ve herkesin onu damat olarak kabul edeceğini söylemişlerdi.

Emine, Hasana durumu anlatır. Başka yapacak bir şey olmadığını anlayan Hasan, sevdiğine kavuşmak için tuz çuvalını sırtına alır ve yola düşerler. Bahçıvanlık yaptığı için Hasan bu tür bir yüke alışkın değildi. Beyobaya vardıklarında yorulmaya başlamıştı. Şimdiki Sütüven şelalesine vardıklarında, yol dere içerisinden gidiyordu, taşların üzerinden atlayarak geçiyordu, yorulmuştu, tuz sırtını yakmaya başlamıştı, daha geldikleri kadar yol vardı. Gök büvete vardıklarında gücü tükenen Hasan, yere düşer. Emine, Hasanı yüreklendirmeye çalışarak gelecek iyi günleri anlatır, fakat Hasan kalkamaz. Emine’ye buralardan kaçmayı, başka yerlerde yaşamayı teklif eder. Emine obasına söz vermiştir. Kendisinin bile rahatlıkla taşıdığı çuvalı taşıyamayan kişiyi obaya nasıl götürebilirdi. Hasanın yalvarmalarına aldırmaz, çuvalı omzuna alarak obanın yolunu tutar. Hasan “ senin obana varamıyorum, kendi köyüme de varamam, beni bırakma” diye yalvarır. Emine, Hasanın sesi kulaklarında çınlayarak yoluna devam eder. Obaya vardığında pişman olur. Geri dönmek ister. Fakat fırtına çıkar, şiddetli yağmur yağmaya başlar. Ailesi bu havada onu ormana bırakmaz, sabah olunca gitmesini söylerler.

Emine sabahı zor eder, ilk ışıklarla, Gökbüvet’e koşar fakat Hasan yoktu. Zeytinliye annesine, Edremit’e koşar, Hasanı kimseler görmemişti. Hasanın sesi kulaklarında çınlayan Emine, mecnun gibi, dere boyunca onu arar durur. Obasına da dönmez.Günler sonra Gökbüvet’te, Hasan’ın gömleğini ve ona verdiği çevreyi bulur. Sana kavuşmaya geliyorum Hasan’ım diyerek kendini Gökbüvetin başındaki çınara asar. O günden sonra Gökbüvetin adı Hasanboğuldu, Gökbüvete bakan çınara da Emine Çınarı denmektedir.

IMG_2831

Hasan Boğuldu’dan sonraki durağımız çok değerli sanatçı Tuncel Kurtiz’in mezarı oluyor. Çamlıbel Köyü’nde bulunan mezarı son derece mütevazi. Aynı zamanda bu köyde kardeşiyle işlettiği bir de otel bulunuyor. Mekanın cennet olsun büyük üstad… 

IMG_2829

 

Turda tanıştığımız Antakya’dan buralara gelen güzel çiftimizle bir kare. Öğlen yemeği için  durağımız Şahintepesi’nde alabalık restoranı. Kendi havuzlarında ürettikleri alabalıkları  taptaze masanıza servis ediyorlar. Öğle yemeğimiz yukarıda da belirttiğim gibi tura ait.

Tur süresince Esat Bey bizi bir çok yaşlı dev çınar ağaçlarından geçiriyor. En büyük çınar ağacı 850 yaşında. Yolculuğumuz zeytin tarlaları arasında devam ediyor…

Durağımız Tahtakuşlar Köyü’ndeki Alibey Kudar Etnografya Müzesi, müzede bölgede göçebe yaşayan Türk’lere ait bir çok eşya mevcut. En çok ilgimi çeken ise deri sırtlı dünyanın yakalanan en büyük kaplumbağasıydı.

IMG_2830

Bu fotoğraf ise Zeus Altarı’nda çekildi, bölgeye araba giremiyor ve 800 metre kadar tatlı bir yokuş çıkmak zorundasınız yükseklik deniz seviyesinden 230 metre kadar. Zeus Altarı sahil şeridini kuşbakışı görmek için muazzam, en uçta ayvalık daha sonra akçay, güre, sarıkız, küçükkuyu ve altınoluk’u karşıda ise midilliyi görüyor.

Bir sonraki durağımız ise Zeus Altarı’nın alt kısmında bulunan Adatepe Köyü, Esat Bey bu köyün muhtarının olmadığını ve sit alanı olduğunu söylemekte. Köyde zamanında 300 kadar olan hane sayısı şuan 50’lere düşmüş. Köyde muhtar olmamasının sebebini ise köydeki bir amcadan dinledim. Söylediğine göre hane sayısı azaldıktan sonra kaymakam köyü ziyaret ediyor ve muhtarı keyif yaparken görüyor. Kaymakam muhtara burada muhtara gerek yok diğer köyle birleştirelim diyor ve bu şekilde olaylar şekilleniyor. 🙂

Adatepe Köyü’nde otlu dondurma yedikten sonra son durağımız zeytinyağı müzesi. Balıkesir Belediyesi sanayileşmeyi şehiriçinden kaldırmak istediği için Adatepe Zeytinyağı işletmesi fabrikalarını müzeye dönüştürmeye karar vermiş, çok da güzel olmuş, hemen yanında kendi üretimleri olan ürünleri butik dükkanlarında da satıyorlar.

IMG_2546

Esat Bey’le 850 Yıllık çınar ağacının bulunduğu yerden bir kare.

Kaz Dağları’nın oksijen dolu havasını içimize çekerek ve günbatımına karşı turumuzu sonlandırıyoruz…

Yazıya dahil etmediğim/edemediğim ufak çaplı bir çok yer daha var, not alma alışkanlığım pek olmadığından  biraz da an’ı yaşamak istediğimden olsa gerek, umarım faydalı bir kılavuz olmuştur…

Share on FacebookTweet about this on Twitter

Araba Almak mı istiyorsunuz? Çok kısa özet geçtim…

Araba almak istiyorum çok pahalı kış gelmesi gerekiyor, 

Kış geldi diyelim bunun için kredi çekmem gerekiyor, 

Kredi çekmek için faizlerin düşmesi gerekiyor,

Faizlerin düşmesi için hükümet kurulması gerekiyor, 

Vazgeçtim aylık öğrenci akbiline devam…

 

O zaman biz ölelim ya yaşama sevinci falan kalmadı.

Share on FacebookTweet about this on Twitter

Pili bitmiş duvar saati

Yaklaşık 2 saattir bakıyorum henüz farkına yeni vardım pilinin bittiğine, ne güzel saat 23:59 olmadı ki gün bitmedi ki diye seviniyordum. Meğerse kendimi kandırıyormuşum…

5 Saat sonra uyan işe git, boş metrobüs koltuğu bulabilecek miyim acaba? Her sabah aynı çocukla şirinevler durağında denk gelip yarışırcasına koltuk kapmaya çalışıyoruz. Herşey biraz daha uyku uyumak için elbette, lakin ayakta uyumak da keyifli oluyor bazen tabi bir önceki günden ayaklar yorgun değilse. Sonra metronun 06:00’da açılmasıyla ilk metroya yetişebilecek miyim acaba? Turnikelerden geçerken ekranda bir sonraki trenin 5 dakika sonra geleceğini görüp metronun içindeki foccacia’dan mısır topikli poğaçanın yanında meyve suyu içebilecek miyim kimbilir. Metroya bindikten sonra kenar kapabilecek, yine 4-5 durak kadar uyuyabilecek miyim ki? Metronun çıkışının trenin orta kapısına denk gelmesinden dolayı orta kapıdan en ön sırayı kapıp koşar adımlarla caddeye çıkarsam bu iş tamamdır.

Ondan sonrası işte tam bir; bitse de gitsek…

Share on FacebookTweet about this on Twitter

Ameliyat olacaksan suçlusun!

İş Göremezlik Ödemesi Sorunsalı

Geçtiğimiz mayıs ayı ufak bir operasyonla ameliyat olmuştum, tabi haliyle rapor almak durumunda kaldım 10 gün süreyle. Doktoruma kalsa 2-3 hafta dinlenmem gerekiyordu ama iş aşkı mı diyeyim, iş yerimin keseceği paradan mı diyeyim artık 10 günlük raporu uygun gördüm ve öyle istedim. Her neyse ameliyat basit bir operasyondu hemen merak etmeyin önemli bir şeyim yok. Devlette olmaya karar vermiştim fakat fakülte hastanesinde bana daha önce söylenen ücretin ameliyat günü 4 katı gibi efsane bir ücret çıkardılar karşıma, haliyle fakülte hastanesinde ameliyat olmayı reddettim. (hayırdır len evlatlıktan mı reddediyon olmazsan olma dediniz biliyorum) Her neyse özel hastanede tanıdığımız vasıtasıyla ve  ilgili bir doktor sayesinde fakülte hastanesinin 4/1 fiyatına teklif aldım tabi kaçırmadım. Burada çakallığımı konuşturdum diyebilirim, özel hastanenin yüksek ücretlerle ameliyat öncesi yaptığı testleri olmadım, daha önce fakülte hastanesinde ücretsiz olduklarımı götürdüm tabi ki.

Evet şimdi en can alıcı sahneye geliyorum, devlet babanın bize “hasta olma kardeşim, hasta hasta çalış, hasta olup rapor alacaksan seni tokatlarız” deme şekline getireceğim konuyu. Eğer bir şirkette çalışıyorsanız rapor gün sayınız kaç olursa olsun, ilk 2 günü ne devlet ne şirketiniz ödüyor. 3. gün ve sonrasını sevgili SGK size ödüyor tam olarak 30 gün sonra, ama durun bitmedi şimdi de Ziraat Bankası ile uğraşmanız gerekecek. Tamam güzel ödediler diyelim bu paranın ödendiğini nasıl görüyorsunuz? E-Devlet şifresi alıp turkiye.gov.tr‘den tabi ki. Ziraat Bankası’na geri dönüyorum, eğer ayın 8’i ila 14’ü arası bankaya gitmezseniz paranızı yine çekemiyorsunuz banka size bir dahaki ay gelin diyor. Bu sürede banka paranızı bir güzel kullanıyor. Sonuç; ilk 2 gün ödenmeyen, ve şirketinizin yatırdığından bir miktar eksik ve 2 ay geç ödenmiş maaş ile evin yolunu tutuyorsunuz. 3 ay içinde çekilmeyen iş göremezlik ödemeniz SGK’ya geri devrediyor ve sizden ödeme için dilekçe istiyorlar, o da ayrı bir dert. O yüzden siz siz olun bedeninizle iyi geçinin ve sakın hasta olmayın… :p 

Share on FacebookTweet about this on Twitter

Enerji Lobisi

 

36tr

Hayatımızın vazgeçilmezi elektriğimiz kesilince adeta hayat duruyor; yolculuk edeceğimiz elektrikle çalışan raylı sistemler, telefonlarımız, yemek yapacağımız aletlerimiz, kat çıkacağımız asansörler, işlerimizi takip edeceğimiz bilgisayarlarımız, bilgi akışı için internetimiz ve telefon bağlantılarımız, evlerimize suyun ve doğalgazın ulaşabilmesi ve onlarcası. Kısacası elektrik günlük yaşantımızın her anında var. Acaba günümüz teknolojisi ve elektrik olmadan önce bu insanlık ne yapıyordu?

Mart ayının son günü kesilen elektrik o kadar enteresandı ki hala entresanlığını koruyor ve yetkililer bir açıklama yapabilmiş değiller. İşe yetişmek için evden erken çıkmaya çalışırım genelde bu sefer de baya erken çıkmıştım. Metrobüs ve akabinde metro kullanacaktım hergün yaptığım gibi. Saat tam 11:20’de Mecidiyeköy Metrosu’na geldiğimde güvenlikler elektrik yok boşuna girmeyin diye seslendiler, tabi etrafımda böyle ilginç şeyler görünce hemen Twitter’a sarıldım ve tüm Türkiye’de kesintilerin yaşandığını öğrendim. Arkadaşımı aradım o da şans eseri metro durakta durduğu sırada elektrik gitmiş bir şekilde dışarı çıkabilmiş. Evden çıkarken annem ince giyinmeseydin yağmurlu hava ıslanacaksın demesine aldırış etmeden ince ve yazlık ayakkabıyla çıktım ve arkasından dışarıyla işim yok bir şey olmaz dedim tabi. Mecidiyeköy metrosuna binememiş halde metrobüsü tekrar kullanarak Zincirlikuyu üzerinden otobüsle Maslak’a geçmeye karar verdim. İlla herşey üst üste gelecek ya, Zincirlikuyu’da metrodan otobüs duraklarına sadece asansör ile çıkılabiliyor elektrik yok nasıl çıkılabilsin? Evden çıkarken ince giyindiğimi hatırlatarak başlamak istiyorum yine  cümlelerime. Metronun Zorlu-Center çıkışını tercih ettim haliyle, alışveriş merkezinin etrafını dolaşarak, yağmurda ıslanarak ve arabaların çok hızlı geçtiği yaya geçişinin yasak olduğu yolu kullanmak zorunda kalarak karşıya geçtim ve otobüs duraklarına ulaştım. İlla aksilik üstüne aksilik olacak ya sürekli geçen otobüsler geçmez oldu bu sefer de, hemen bir dolmuş buldum ve atladım şurdan bir İTÜ lütfen. İstanbul’da havanın yağışlı olması sizi gideceğiniz yere yarım saat kadar daha geciktirebiliyor tabi. Neyse İTÜ Durağı’nda indim, amacım tekrar metro alt geçidiyle karşı tarafa geçmek yine Twitter sayesinde dolmuşta gelirken öğrendim ki metro girişleri kapatılmış. E benim karşıya geçmem gerek metro alt geçidini kullanacağım haydaaa. İndim tabi metro girişi kapalı, az ileride ikinci girişi var yağmurda ıslanarak ve dünyanın adaletine söverek o giriş açıktı da karşıya geçebildim tekrar. Tabi daha sonra iş yerime ulaşmak zor olmadı.

Gün içinde operatörümüz sağolsun en ufak bir elektrik kesintisinde kendini kaybettiği gibi bu kesintide de gün boyu zayıf çalıştı ve beni kanser etmekten geri kalmadı, internete bu kadar bağımlı biri olarak söylemeden edemeyeceğim.

31 Mart’ta elektrik kesintisinin domino etkisi yaratması ve tüm ülkeye yayılması gerçekten ayakta alkışı haketti, böyle bir şeyin tatbikatını yapsalardı bu kadar başarılı olacaklarını sanmıyorum. En azından iyi yönüne bakabiliriz, elektriğin hayatımızdaki önemini bir kez daha iyi anlamış ve kavramış olduk. O yüzden gereksizse yanan ışıkları kapatalım gibi bir klişe ile bu yazıyı sonlandırıyorum. 🙂  

Share on FacebookTweet about this on Twitter

Buz Devri Canlı – Volkswagen Arena (Ice Age Live) 6-7-8 Şubat 2015

1

 

Genç yaşlı herkesin beğenisini kazanan Buz Devri serisinin canlısı geçtiğimiz haftasonu İstanbul’da gerçekleşti. Organizasyonda görevli biri olarak gösteriyi belli aralıklarla takip etmeye çalıştım. Organizasyon Uniq İstanbul Maslak Kültür Merkezi içinde bulunan Pozitif Live’a ait Volkswagen Arena içinde gerçekleşti.

Hergün üç ayrı gösteri ve her gösteri iki bölümden oluşuyordu. Doğrusu perde arkasında nasıl müthiş bir ekip var siz düşünün, bu kadar yorucu tempoya ayak uydurabilmeleri gerçekten muazzam.  Buz Devri filmindeki bir çok karakteri aynı şekilde gösteriye  dahil etmişler kostümlerden etkilenmemek elde değildi gerçekten. Konser salonunun ortasına kurulmuş büyük buz pisti, tavan kısmına yerleştirilmiş buz görselleri içerisinin soğukluğu sizi filmin içersindeymiş gibi hissettiriyor.

Oyuncuların o kostümler içinde konuşmalara ayak uydurmaları, neredeyse sıfır senkron sorunuyla izleyicilere sunmaları beş yıldızı hakediyor. Arada bazı senkron hataları da olmadı değil, mesela Sid karakterinin ışık tutulan  çembere düşmesi gerekirken farklı bir yere düşmesi gibi tabi bunlar illa ki olacaktır. Karakterlerin şapşal hareketleri anında gülmenize sebep oluyor özellikle Sid karakterini canlandıran oyuncuyu tebrik etmek gerekli müthiş bir performans sergiledi. Gösteride mamutların gözlerinin oynaması detayına bile önem verilmiş, bazı karakterlerin konuşmaları sırasında ağızları oynarken bazı karakterlerin oynamıyor. Bunun yerine el hareketiyle tamamlamaya çalışmışlar ve gayette başarılılar. Havada uçan kuşlar da yok değildi gösteride.

Gösterideki yardımcı karakterler mesela kurt sürüleri, kristal dansçılar, ya da Sid’in oyun içindeki  hayran kitlesinin buz üstünde aynı anda yaptığı senkronize danslar gerçekten harikaydı diyebilirim.  Türkiye’ye bir daha gelirler mi bilmiyorum fakat çocukların keyifli bir haftasonu geçirmesi için gidilebilecek güzel bir organizasyon olmuş.

Share on FacebookTweet about this on Twitter

Kar mı yağmış? Tutmuş mu bari? Okulları tatil etmişler mi?

asdsad

Böyle yağarsa sabaha kadar kesin tutar diye uyandığımız bazı sabahlarda kar’ın tutmadığı da olurdu. Eskiden sevgili ablacağım beni erken uyandırıp “Erdem kalk her yer bembeyaz!” diye  kandırırdı. Tabi her seferinde de yutardım bu yalanı. Akşamına kalmaz tutar, ertesi günü de okullar tatil olurdu hep.

Şimdi büyüdük eşek kadar olduk keşke işi de bir-iki gün daha tatil etseler diye içimden geçirmiyor değilim açıkçası. Gerçi artık meteorolojimiz sağolsunlar çok doğru tahminler yapıyorlar hava durumuyla ilgili. Öyle ki Dünya’da en iyi hava durumu tahmini yapan ikinci ülke olduğumuzu öğrenmiştim. Bu yıl Mikail sürpriz yaparak 31 Aralık’a denk getirebilir yağışları. En son yılbaşı gecesi İstanbul’da kar yağdığında ortaokul yeni bitmişti sanırım.

Evimiz yokuşta olduğu için karlı havada en büyük eğlencemiz sağdan soldan bulduğumuz leğenlerle, poşet parçalarıyla, plastik parçalarıyla yokuştan kaymaktı. Buradan  ayrıca zamanında tüm İstanbul’da okulların tatil olmasına rağmen vizeleri inatla ertelemeyen o zaman ki rektöre ve heyet başkanına sövmeden de edemeyeceğim.

Sabah çok erken saatte işe gimek için yola koyulacağım bu sefer tam aksine kar’ın tutmasını istemiyorum.

Share on FacebookTweet about this on Twitter

muhteşem yüzyıl sergisi: teşhir-i ihtişam #GezdimYazdım

Muhteşem Yüzyıl Dizisi bildiğiniz üzere Kanuni Sultan Süleyman döneminden esinleniyor. Bu diziye meraklıysanız bu blog ilginizi çekebilir. UNIQ İstanbul Maslak Kültür Merkezi içinde bulunan 2600 m2 alana sahip UNIQ Müze içinde sergileniyor diziye ait mekanlar, kıyafetler ve el emeği balmumu heykeller. Tabiki mekanlar gerçeğinden biraz daha ufak, bu alana dizi setinin tamamını  sığdırmaları da imkansız zaten. 

Müze girişine geldiğinizde sol tarafta hemen şu panoyu görüyorsunuz, sergi ile ilgili kısa bir içerik ve istatistik paylaşılmış.

1234463_964704883557496_6325738275829729245_n

İçerideki odalar az önce de dediğim gibi gerçeği kadar büyük değil, duvarlar da sandığınız gibi taş değil tabiki. Plastik üzerine boya yapılarak gerçek görüntüsü verilmiş, geçici bir sergi için de gerçek taş beklemek biraz acımasızca olurdu diye düşünüyorum. Bunun dışında duvardaki çiniler gerçek gibi duruyor o kadar teknik bilgiye sahip değilim tabi. İçerideki dizi karakterlerine ait eşyalar tamamiyle dizideki kullanılan eşyaların ta kendisi, Süleyman’ın çalışma masası, yatağı, sandığı. Hürrem’in aynası gibi şeyler. Tüm odalarda yüzsüz siyah mankenler kullanılmış, finali en sonda balmumu heykelleriyle yaşıyorsunuz. Ben ilk başta gerçek insan sandım, anlamam 1-2 dakika kadar sürdü. Halit Ergenç bile kendi balmumu heykelini görünce inanamamış gerçekten, nasıl güzel bir işçilik anlatamam gidip görmeniz gerekli.

Ve müzeye giriş yapıyoruz, görüldüğü gibi tüm dekorlar büyük incelikle düşünülmüş. Dizide kullanılan ana karakterlere ait kıyafetlerin bir kısmı sergileniyor.

IMG_3898 IMG_5168IMG_5356.JPG IMG_5357.JPGIMG_5358.JPG IMG_5359.JPG IMG_5360.JPG IMG_5361.JPG IMG_5362.JPG  IMG_6238 IMG_6314 IMG_8750

Ayrıca karanlık olduğu için çekmeye yeltenmediğim bir de gemi var içeride, Hürrem Sultan’ın İstanbul’a getirildiği sahnenin çekildiği gemi muhtemelen. İçine girdiğinizde denizde seyrediyormuşsunuz gibi bir his yaratmışlar, geminin gıcırdayan tahtaları deniz efektleri mevcut.

Ve gelelim finale, müze fazla büyük değil az önce de dediğim gibi. Beş dakikalık bir gezintinin ardından balmumu heykellerin olduğu kısma ulaşıyorsunuz, ilk gördüğünüzde bunlar gerçek oyuncular mı rol mü yapıyorlar dedirtiyor insana. Elinizi sallıyorsunuz balmumu olduğunu geç de olsa anlıyorsunuz, en azından bana öyle oldu. 🙂 

IMG_5363.JPG

IMG_5371.JPG IMG_5370.JPG IMG_5369.JPG IMG_5368.JPG IMG_5367.JPG IMG_5366.JPG IMG_5365.JPG IMG_5364.JPG

İleriki günlerde dört-beş karakterin daha heykeller arasına katılacağını öğrendim. Şehzade Mehmet ve Cihangir’de bu karakterler içindeymiş.

Bana göre en başarılısı Pargalı İbrahim olmuş, onu Süleyman takip ediyor. Genel anlamda çok başarılı olmuş diyebiliriz. Müze 4 Aralık 2014 tarihinden itibaren faaliyete geçecek ve tam olarak 14 ay boyunca Muhteşem Yüzyıl sergisi devam edecek. Giriş ücreti olarak kesin bilgiye sahip olmadığımı belirtmek isterim, 30 lira olacağını söylediler. UNIQ İstanbul UNIQ Müze’ye gelmek isteyenler ulaşım yolu olarak Yenikapı-Hacıosman Hattı’nı tercih edebilirler, İTÜ-Ayazağa Durağı’ndan yürüyerek yaklaşık 10 dakika. Dizi hayranları için güzel bir alternatif olabilir.

Hangisi gerçek? 🙂

B3W8yJ9CAAEiezC

Tabi müzeye girip Süleyman’la bir selfie çekilmeden olmaz. 🙂 

IMG_5378

Share on FacebookTweet about this on Twitter